Toprak Sistemine Ne Ad Verilir? Bir Yolculuk
Kayseri’nin o büyülü sabahlarında, gün henüz uyanmadan önce, sokaklar yalnız ve sessizdi. Kırmızı tuğlaların arasından bir zamanlar koşarak geçtiğim yolları yeniden görmek, bana her zaman bir huzur verirdi. İçimde hep bir şeyler vardı, bir şeyler daha iyi olabilir diye umut ettiğim duygular… Fakat o sabah, içimde farklı bir his vardı. Bir tür belirsizlik, bir tür bilinmezlik. Hangi adı verirsem vereyim, hayatımın bir dönemine anlam katacak bir şeyler bulmak zor gibiydi.
Ama o gün, benim için bir fark yaratacak bir soru geldi: Toprak sistemine ne ad verilir?
Kaybolan Toprak
Ellerim cebimde, yürüyüşe başladım. Bir yandan Kayseri’nin o tipik kış havası yüzüme çarparken, diğer yandan kafamda bu soruyla bir şekilde uğraşıyordum. Neden bir soru bu kadar kafamı kurcalıyordu ki? Gerçekten önemli miydi? İçimdeki hayal kırıklığını anlamaya çalışırken, bir yandan da toprakla ilgili düşüncelerim şekillenmeye başladı.
Toprağın beni ne kadar etkileyebileceğini tahmin edemezdim. Bir zamanlar çocukken, bu toprakların üzerinde oynarken, kaybolduğum dünyada, belki de tüm soruların bir cevabı olmalıydı. Ama şimdi her şey farklıydı. İnsanlar büyüdükçe, hayatı anlamak daha zor hale geliyor. Çocuklukta toprak sadece bir oyun yeriydi, şimdi ise hayatın kendisi gibiydi. Kaybolan toprak, kaybolan bir şeyin yerini almıştı.
Ve işte o an, toprak sisteminin ne ad verileceğini düşündüm. Ne kadar basit, değil mi? Ama düşündükçe, aslında ne kadar derin bir soru olduğunu fark ettim. Toprak, bir zamanlar hayal ettiğimizden çok daha fazlasını temsil ediyordu. Herkesin yaşamını, geleceğini, anılarını bir araya getiren bir yerdi.
Üzerinde Düşünülen Adlar
Bir çocuğun oyun oynarken toprağa verdiği adları hatırladım. Belki de o zamanlar en değerli şeylerdi, çünkü her şey onlarla başlamıştı. Sadece bir taş parçası bile, çocuk için dünyaların kapılarını açan bir anahtardı. Kayseri’nin topraklarında oynadığım o günleri düşünerek, toprak sistemine verilen adları sorgulamaya başladım.
Doğal olarak, toprak sisteminin bir adı vardı, elbette. Bu sistemlere ad verirken, onların hayatımıza olan etkilerini göz ardı etmemek gerekirdi. Ama ben de bir yandan her zaman daha fazlasını hayal ediyorum. Toprak, sadece toprağa verilen adla sınırlı olmamalıydı. Birçok şeyin kaybolduğu, zamanın hızla geçtiği bu dünyada, toprak da kendisini sürekli değiştiriyordu. İnsanlar, toprağın her katmanını kazarken, belki de kaybolan bir parçasını arıyordu. Bu yüzden toprak, adını hiçbir zaman tam olarak bilemediğimiz bir şey olmalıydı.
İçimde hissettiğim umut, bana sadece toprakla ilgili değil, yaşamla ilgili de bir şeyler hatırlatıyordu. Geçen zamanın getirdiği kayıplarla, belki de her adın ardında bir anlam vardı. Gerçekten önemli olan, bu anlamları nasıl kavrayacağımızdı.
İlerleyen Yolda
Yolun sonuna doğru yaklaşırken, ne kadar uzaklaşmış olduğumu fark ettim. O sabah içimde duyduğum belirsizlik, yerini bir çeşit huzura bırakmıştı. Sadece Kayseri’nin dar sokaklarında yürümek değil, aynı zamanda toprakla kurduğum bağların da farkına varmıştım.
İçimde hissettiğim belirsizlik, zamanla umutla şekillendi. Belki de her şey bir adım atmakla başlıyordu. Geriye dönüp bakınca, belki de toprak sistemine verilen ad, sadece bir sembol olmalıydı. Kaybolan bir şeyin yerine, bambaşka bir şey doğuyordu. Tıpkı hayat gibi… Toprakla bağ kurmak, her anın değerini bilmek demekti. Yaşadığımız her an, aslında toprakla kurduğumuz bir ilişkiydi.
Sonuç: Toprak ve Ben
Ve işte, o sabah ne olduğunu daha iyi anlamaya başladım. Toprak, adını doğru koymaya çalıştığımız bir kavram değil; onu sevmenin, saygı duymanın ve onunla barış içinde yaşamanın önemini öğrendim. Her şey, hissetmekle ilgiliydi. Bazen kaybolan şeyleri bulmak için, doğru bir ad aramıyorduk; sadece onları anlamaya ve onlarla uyum içinde yaşamaya çalışıyorduk.
Belki de bu, hepimizin bilmesi gereken bir şeydi. Eğer doğru soruyu sorarsak, doğru cevaba ulaşabiliriz. Toprak, bir adı olmasa da, tüm dünyayı temsil ediyordu. O sabah, Kayseri’nin topraklarında kaybolmuşken, aslında kendimi buldum.