Kayseri’de Bir Sabah ve İçimde Biriken Sessizlik
Buna da Göz Atın: Komiser yardımcılığı ne iş yapar ?
Kayseri’de sabahlar sert başlar. Soğuk, insanın yüzüne tokat gibi çarpan bir hava… O sabah da öyleydi. Evden çıkarken annemin “dikkat et” deyişi kulağımda asılı kaldı. Her zamanki gibi fazla konuşmadım. Çünkü bazı sabahlar konuşmak değil, sadece yürümek istersin.
Ben 25 yaşındayım. Komiser yardımcısıyım. İnsanların dışarıdan gördüğü şey çoğu zaman üniforma, disiplin ve net bir duruş oluyor. Ama içimde bambaşka bir dünya var; kimsenin görmediği, kimsenin bilmediği.
O gün karakola gittiğimde defterimi açtım. Günlük tutarım. Uzun zamandır. Belki de kendimi kaybetmemek için.
Ve o gün defterin ilk satırına şunu yazdım:
“Bugün içimde büyüyen şey görev değil, bekleyiş.”
Çünkü aklımın bir köşesinde sürekli aynı soru vardı: Komiser yardımcılığından komiserliğe nasıl geçilir?
Bunu sadece bir kariyer basamağı gibi düşünmüyordum. Sanki hayatımın yönü o sorunun içinde saklıydı.
—
Görev, Bekleyiş ve İçimdeki Gürültü
Gobio olarak her zaman olduğu gibi, bu kez “Komiser yardımcılığından komiserliğe nasıl geçilir” konusunda sizin yanınızdayız.
Günlerim çoğu zaman aynı akışta geçiyordu. Evraklar, devriye planları, kısa toplantılar… Dışarıdan bakıldığında düzenli bir hayat. Ama içimdeki ses hiç susmuyordu.
Bir gün akşam nöbetinde meslektaşlarımdan biri yanıma oturdu. O benden birkaç yaş büyüktü. Yüzünde yılların yorgunluğu ama aynı zamanda bir olgunluk vardı.
“Sen de mi komiserliği düşünüyorsun?” diye sordu.
O an boğazım düğümlendi. Çünkü düşünmek bile yetmiyordu artık. İçimde bir yerde bu geçişin sadece bir terfi değil, bir kırılma noktası olduğunu hissediyordum.
“Evet,” dedim. “Ama nasıl oluyor, tam bilmiyorum. Sanki herkes biliyor da ben geride kalmışım gibi.”
Gülümsedi.
“Öyle sandığın kadar gizli değil aslında. Ama kolay da değil. Hizmet süresi var, performans var, mesleki başarı var… Sonra yazılı sınavlar, mülakatlar… Bir de en önemlisi, gerçekten o sorumluluğa hazır olmak var.”
O cümle içime oturdu: “Gerçekten hazır olmak.”
Hazır mıyım? Bunu kendime ilk kez o gece bu kadar net sordum.
—
Komiser Yardımcılığından Komiserliğe Giden Yol
O gece eve döndüğümde defterimi açtım ve uzun uzun yazdım. Sanki kendi içimdeki karmaşayı düzene sokmaya çalışıyordum.
Komiser yardımcılığından komiserliğe geçiş aslında sadece bir sınavdan ibaret değil. Bunu o gün daha iyi anlamaya başladım.
Hizmet Süresi ve Tecrübe
İlk adım, meslekte belirli bir süreyi doldurmak. Bu süre sadece takvimde geçen zaman değil. Sahada geçirilen her gün, alınan her karar, yapılan her müdahale… Hepsi bir birikim.
Benim için bu, her sabah erken kalkmak, her gece geç saatlere kadar süren nöbetler, bazen hiç konuşmadan geçirilen uzun günler demekti.
Ama en çok da insanı tanımak demekti.
Performans ve Disiplin
Bir üst rütbeye geçmek isteyen biri için sadece görev yapmak yetmiyor. Disiplinli olmak, dikkatli olmak, hata payını minimuma indirmek gerekiyor.
Ben bazen kendi kendime çok yükleniyordum. Küçük bir hata yaptığımda günlerce aklımdan çıkmıyordu. Belki de bu yüzden sürekli yoruluyordum.
Ama aynı zamanda bu yük, beni diri tutuyordu.
Sınavlar ve Mülakat Süreci
En somut adım ise sınavlar. Yazılı bilgi birikimi, mevzuat, uygulama bilgisi… Hepsi detaylı bir şekilde ölçülüyor.
Sonra mülakat… Orada sadece bilgi değil, duruşun, düşünme biçimin, baskı altındaki tavrın da değerlendiriliyor.
Bir akşam bunu düşünürken kendi kendime şunu söyledim:
“Ben sadece geçmek istemiyorum. Hazır olduğumu hissetmek istiyorum.”
Ama insan her zaman hazır hissetmez.
—
Bir Olay: Gece Devriyesi
Her şeyin içimde daha da netleştiği gece, sıradan bir devriyeydi aslında.
Kayseri’nin soğuk bir mahallesinde araçtaydık. Sokaklar sessizdi. Bir ara telsizden gelen bir ihbarla yön değiştirdik. Küçük bir olaydı ama orada yaşanan birkaç dakika içimde bir şeyleri kırdı ve yeniden birleştirdi.
Bir aile tartışmasıydı. Kapının önünde bekleyen bir çocuk… Sessizce ağlayan bir anne… Sesini yükseltmeye çalışan bir baba…
Ben o an sadece prosedür uygulayan biri değildim. İnsanların hayatının tam ortasında duran biriydim.
O çocuğun gözlerine baktığımda kendi çocukluğumu düşündüm. İçimde garip bir ağırlık oluştu.
İş bitip karakola döndüğümüzde uzun süre araçtan inmediğimi hatırlıyorum.
O an defterime yazdığım şey şuydu:
“Bir gün komiser olursam, sadece karar veren değil, anlayan biri olmak istiyorum.”
—
Bekleyişin İçindeki Değişim
Aylar geçti. Günler birbirine benzedi. Ama ben değişiyordum.
Artık sadece “nasıl geçerim” diye düşünmüyordum. “Nasıl biri olmalıyım” sorusu daha ağır basıyordu.
Bir akşam mesai çıkışı, karakolun merdivenlerinde otururken içimde garip bir boşluk hissettim. Ne tam mutluydum ne de mutsuz. Sadece bekliyordum.
Bir meslektaşım yanımda durdu.
“Çok düşünüyorsun,” dedi.
Haklıydı.
Ama bazı insanlar düşünmeden yaşayamaz.
Benim için komiser yardımcılığından komiserliğe geçmek, sadece bir başlık değişimi değil, içimdeki yükün şekil değiştirmesiydi.
—
Kendimle Yüzleşme
Bir gece evde aynaya baktım. Üniformam üstümdeydi. Yorgun gözlerim vardı. Ama o gözlerin içinde başka bir şey daha gördüm: kararlılık.
Kendi kendime konuşur gibi oldum.
“Bu yol seni değiştiriyor. Ama sen de bu yolu değiştirebilir misin?”
Cevap yoktu. Ama sorunun kendisi bile yeterince ağırdı.
O gün anladım ki komiserlik, sadece bir hedef değil. Bir dönüşüm.
Ve bu dönüşüm, dışarıdan değil içeriden başlıyordu.
—
Sonunda Anladığım Şey
Zaman geçtikçe şunu daha net gördüm: Komiser yardımcılığından komiserliğe geçiş, bir kapıdan içeri girmek değil. O kapıya kadar yürüyebilmek.
Hizmet süresi, sınavlar, değerlendirmeler… Bunların hepsi bir çerçeve. Ama asıl mesele, o çerçevenin içinde nasıl bir insan olduğun.
Ben Kayseri’de, soğuk sabahlarda işe giderken, gece devriyelerinde susarken, karakolun ışıkları altında düşünürken bunu öğrendim.
Ve en çok da şunu öğrendim:
İnsan bazen yükselmek için değil, kendine yaklaşmak için bekler.
—
Gobio ekibi olarak “Komiser yardımcılığından komiserliğe nasıl geçilir” konusunu sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyduk. Sağlıklı ve mutlu günler!
İçimde Kalan Son Cümle
Defterimi kapatmadan önce o gece son bir şey yazdım:
“Ne olursa olsun, bu yolun sonunda sadece bir unvan değil, daha ağır bir ben olacak.”
Ve o cümle hâlâ içimde duruyor.